Matematik, bazı çocuklar için eğlenceli ve merak uyandırıcı bir dersken bazı çocuklar için zorlayıcı ve kaygı verici olabilir. Özellikle ilkokul döneminde yaşanan birkaç başarısızlık, öğrencinin zamanla “Ben matematik yapamıyorum.” düşüncesine kapılmasına neden olabilir.
Oysa matematik başarısı yalnızca doğuştan gelen bir yetenek değildir. Doğru çalışma yöntemi, sabır ve öğrencinin seviyesine uygun anlatım, matematik öğrenme sürecinde büyük fark yaratabilir.
Öncelikle çocuğun neden zorlandığını anlamak gerekir
Bir çocuk matematiği sevmiyorsa öncelikle bunun nedenini bulmak önemlidir. Bazı öğrenciler temel konuları tam öğrenmeden bir sonraki konuya geçtikleri için zorlanırken bazıları işlem hataları, dikkat eksikliği veya sınav heyecanı nedeniyle başarısız olabilir.
Örneğin çarpma işlemlerinde zorlanan bir öğrencinin bölme konusunda da zorlanması oldukça doğaldır. Çünkü matematik konuları çoğu zaman birbirinin üzerine inşa edilir.
Bu nedenle eksik olan temel konuları belirlemek, başarılı bir çalışma sürecinin ilk adımıdır.
Matematiği günlük hayatla ilişkilendirin
Çocukların matematiği daha kolay anlamasının yollarından biri, öğrendikleri bilgileri günlük hayatla ilişkilendirmektir.
Alışverişte para hesabı yapmak, yemek yaparken ölçüleri kullanmak, zamanı hesaplamak veya bir odanın ölçüsünü tahmin etmek bile matematiğin günlük hayatımızdaki yerini gösterebilir.
Çocuk matematiğin yalnızca kitapta bulunan sorulardan ibaret olmadığını gördüğünde derse karşı ilgisi de artabilir.
Küçük başarıları önemseyin
Bir öğrencinin matematikte kendine güven kazanması zaman alabilir. Bu nedenle yalnızca yanlışlara odaklanmak yerine doğru yaptığı soruları da fark etmek gerekir.
“Bunu da yapamadın.” demek yerine, “Bu sorunun ilk kısmını çok güzel yaptın, şimdi ikinci kısmını birlikte düşünelim.” gibi destekleyici ifadeler kullanmak öğrencinin motivasyonunu artırabilir.
Ezber yerine mantığını öğretin
Özellikle ilkokul matematiğinde yalnızca işlemi ezberletmek yerine işlemin neden yapıldığını anlatmak çok önemlidir.
Öğrenci bir yöntemin mantığını kavradığında farklı sorularla karşılaştığında da çözüm üretebilir. Bu nedenle derslerde farklı örnekler kullanmak ve öğrencinin kendi çözüm yolunu oluşturmasına fırsat vermek oldukça değerlidir.
Sonuç
Her çocuğun öğrenme hızı ve öğrenme şekli birbirinden farklıdır. Matematikte zorlanan bir öğrencinin ihtiyacı çoğu zaman daha fazla baskı değil, kendisine uygun bir anlatım ve düzenli bir çalışma sürecidir.
Doğru yönlendirme ile matematikten çekinen bir öğrencinin zaman içerisinde kendine güven kazandığını ve “Ben matematik yapabiliyorum.” demeye başladığını görmek mümkündür.
Matematik öğrenmek bir yarış değil, adım adım ilerleyen bir süreçtir. Önemli olan öğrencinin hangi noktada olduğunu görmek ve o noktadan başlayarak ilerlemektir.